Giriş
1930lardaki maddenin üç tür temel parçacıktan
(proton,nötrom,elektron) oluştuğu şeklindeki çerçeve kısa
sürede terk edildi ve temel parçacıklar için
uzun bir arayış başladı. 1960lara kadar birçok temel
parçacık bulundu ve çerçeve genişleyerek daha karmaşık bir
hal aldı.1960ların ortalarında bu
karışıklığa bir düzen getirilebileceği
anlaşıldı;zira temel olduğu ileri sürülen birçok
parçacıkğın aslında bileşik parçacıklar
olduğu görüldü.Bu daha az sayıda ve daha temel düzeydeki bu
parçacıklara KUARK adı verildi. Daha önceden temel kabul
edilen parçacıkların bir bölümü bu yeni düzende de temel
sayılabiliyordu.Bunlar arasında elektron, nötrino, foton'u
sayabiliriz. Diğerleri örneğin proton nötron iki veya üç kuarktan
oluşmuş bileşik parçacıklar oluyordu.
Parçacık fiziğini inceleğen fizik dalına yüksek enerji
fiziğide denir.Bunun nedenini anlamak kolaydır: temel
parçacıklar 10-15 m veya daha küçük boyutlarda olduklarından dalga boyu 10-6 m olan görünür
ışıkta gözlenemezler. Bu parçacılarla etkileşmek üzere
gönderilen elektron proton veya yüksek enerjili fotonların de broglie
bağıntısıyla verilen dalga boyları 10-12 m civarında
olmalıdır. Bu bağıntıyı sağlayan
parçacıkların kinetik enerjileri 1 Gev mertebesinde olur.günümüzdeki
bazıdeneylerde 10-17 m kadar mesafelere inilebilmekte ve bunun için yüzlerce Gev enerji
gerekmektedir.atomik ölçeğe göre bu ölçüler çok büyük olduğundan yüksek enerji fiziğiadı uygun
düşmektedir.
ANTİPARÇACIKLAR
Bu kısımda antiparçacığın ilk örneği olan
pozitronu yakından inceleyeceğiz
Pozitronun bulunuşu
Pozitronun varlığı deneysel olarak kanıtlanmadan önce
bir hipotez olarak ortaya atılmıştı.1928de Dirac
Schrödinger denklemini genişletti.Diracın amacı schrödinger
denklemini görelilik teorisiyle uyumlu hale getirmekti, ama daha
fazlasını elde etti.Diracın denklemi spin kuantum
sayısını s=½
olarak veriyordu ve böylece elektron
spinini öngörmüş oluyordu.
Dirac denklemi elektrona uyguladığında yükü +e olan ikinci
bir parçacığında aynı denklemi sağlayacağı
görüldü. Yükü pozitif olarak bilinen tek parçacık proton olduğundan,
Dirac önce elektron için yazdığı denklemin protonu da
kapsadığını zannetti.Fakat kısa sürede +e yüklü
parçacığın elektronla aynı kütleli ve aynı spinli
olması gerektiği anlaşıldı.o yıllarda
yaşanan kargaşayı tahmin etmek zor değil.
Bu gün bu parçacığın pozitron adında yeni bir
parçacık olduğunu biliyoruz. Dirac teorisinin diğer sonucu
şöyleydi; 2mec^2 den büyük bir enerji ile bir elektron-pozitron
çifti yaratabilmeliydi;örneğin enerjisi
2mec^2 den büyük bir foton çekirdekle
çarpıştığında çift yaratılma denen olay meydana
gelir:
Foton + çekirdekŞ(-e)+ (+e)+ çekirdek
Burada e ve +e sırasıyla
elektron ve pozitronu gösterir.Benzer şekilde elektron ve pozitron yan
yana geldiğinde yok olup durgun ve kinetik enerjilerinin toplamıyla
foton yaratır.
Bu varsayımlar hiç beklenmedik bir şekilde 1932 yılında
amerikalı deneyci Anderson tarafından kanıtlandı. Anderson
kozmik ışınları inceliyordu. Bu ışınlar uzay
boşluğundan gelen yüksek enerjili parçacıklardır;genellikle
proton ve alfa parçacıklarıdır , bazen daha ağır
çekirdekler olabilir. Bu
parçacıklar dünyanın atmosferindeki atomlarla
çarpıştığında ikincil parçacıklar(foton,elektron,proton)
üretirler. Aderson kozmik ışınları bir gaz odası
aygıtıyla inceliyordu. Gaz odası bir magnetik alan içine
konulduğunda
parçacıkların gözlenen dairesel yörünge yarı çapları
ölçülerek kütleleri bulunabiliyordu. Anderson kozmik ışınlar
arasında elektron ve yükü protona eşit bir parçacığa
işaret ediyordu. Böylece pozitronun
varlığı ve Diracın cesur varsayımları
doğrulanmış oldu.
ANTİPROTON
Elektronun bir anti
parçacığı olduğuna göre tümparçacıkların anti
parçacığı varmıdır? Bu sorunun
yanıtının olumlu olduğu anlaşılmaktadır. Her
temel parçacık için, onunla aynı kütle ve spine sahip fakat zıt
yüklü bir parçacık vardır.(buna göre nötr parçacığın
antiparçacığıda nötr olur) ayrıca , bir parçacık kendi
anti parçacığıyla karşılaştığında
bir birlerini yok eder ve tüm enerjileri foton şeklinde elektromanyetik
ışımaya dönüşür. Örneğin, proton (+p) ve anti proton
(-p)şöylebir reaksiyonda yok olabilirler:
(+p)+ (-p) Şfotonlar
Elektirik yükü korunumlu ve foton
yüksüz olduğundan denklemdeki çift yok olması neden
antiparçacığın zıt yüklü olması gerektiğini
gösterir. Eşitliğin iki tarafındaki yüklerin aynı
olması için antiproton yükünün e olması gerekir.
Nötron yüksüz olduğundan anti nötrondan anti nötronda yüksüzdür, yani
yük bakımından aralarında bir fark yoktur. Fakat bu ikisi
farklı parçacıklardır. Antinötron ile nötron birlikte yok
olabilirler
Nötron+AntinötronŞfotonlar
Antinötron ve Antiprotonun varlığı 1955 yılına
kadar ispatlanamadı. Pozitron gibi, antiprotonda doğal madde
yapısında bulunmaz, çünkü hemen yok olur.
Bir antiproton oluşturmak için çok büyük enerji gerekir. Örneğin,
bir foton çekirdekle çarpışarak bir proton-antiproton çifti
yaratabilir:
Foton + çekirdekŞ (+p) +
(-p) + çekirdek
Gelen fotonun enerjisi en az 2mpc^2
yani 2 Gev kadar olmalıdır. Kozmik ışınlarda bu
kadar enerjili parçacık
bulunabilir, fakat 2 Gev gibi çok yüksek enerjili foton bulunması
dolayısıyla antiproton gözlenmesi çok zayıf bir
olasılıktır.
Doğal reaksyonlarda antiproton
bulunamıyorsa diğer seçenek
hızlandırıcılarda yüksek enerjili parçacıklar
kullanarak üretmektir. 1955de Chamberlain,serge ve arkadaşları Berkeleyde antiproton yaratmaya yetecek enerjili
protonlar üretebilen hızlandırıcı yaptılar. Bu
protonlar diğer protonlar üzerine (örneğin bir bakır
parçası üzerine) gönderildiğinde antiprotonlar şöyle
üretilebiliyor:
(+p)+(+p)Ş(+p)+(+p)+(+p)+(-p)
Bu araştırmaların antiprotonları tanımlaması
çok zahmetli bir iş oldu, çünkü
Reaksyonlarıyla üretilen her antiprotonun yanı sıra 40.000
kadar başka parçacık da üretiliyordu. Önce bir magnetik alan
yardımıyla yükü negatif ve momentumu antiproton için beklenen
değerde olan parçacıklar ayrıldı. Bu parçacıklar iki
dedektör arasından geçirilip hızları ölçüldü;hız ve
momentum bilinerek kütleleri
Hesaplandı. Böylece , chamberlain ve arkadaşları
antiprotonun yük ve kütlesine eşit birkaç yüz parçacık gözlediler ve
antiprotonun varlığını kanıtladılar.
DİĞER PARÇACIKLAR
Chamberlain ve segre antiprotonu buldukları için 1959 nobel ödülünü
aldılar. Bu araştırmacılar aynı deneyler dizisinde
antinötronu da şöyle bir reaksyonla gözlediler:
(+p)+(+p)Ş(+p)+(+p)+nötron+antinötron
günümüzde her parçacığın bir anti parçacığı
olduğu kanıtlanmış sayılmaktadır. Örneğin
kütlesi 139,6 Mev , spini 0 ve yükü +e olan (+π)
parçacığının anti parçacığı (-π)
aynı kütle aynı spin ve e yükle gözlenmiştir.
Bazı parçacıkların antiparçacığı kendisidir.
Örneğin , foton kendisinin anti parçacığıdır.yine
π nötr piyonu kendisinin antiparçacığıdır. Bir
parçacığın kendi antiparçacığı olabilebilmesi
için yüksüz ve nükleon sayısı 0 olması gerekir. Fakat bu iki
koşulu sağlayan parçacığın kendi antiparçacığı
olduğunu söylemek zordur. Örneğin, nötrinoların
antinötrinolardan farklı olduğu hala kesin olarak
bilinmemektedir;genel düşünce farklı olduklarıdır. Alttaki
tabloda
Sözünü ettiğimiz parçacıkların antiparçacıkları
gösterilmiştir .

ANTİMADDE
Her parçacığın bir antiparçacığı olması
antimadde olasılığını da gündeme getirir.
Normal madde proton ,nötron ve elektronlar olduğuna göre
antimaddeninde antiproton,antinötron ve pozitrondan oluşması
beklenir. Gerçektende antihelyum çekirdeği gözlenmiştir. Normal
maddenin olduğu yerde antiöaddenin kararsız olması beklenir,
fakat yalıtılmış halde kararlı olur. Buna göre evrenin
uzak köşelerinde yalnız antimaddeden oluşmuş galaksiler
olabilir ancak şu ana kadar gözlenememiştir.
PİON VE MÜONLAR
1953te japon fizikçi hiedaki yukuwa kütlesi 100
Mev kadar olan bir parçacığın var olması gerektiğini
bir varsayım olarak ileri sürdü. Bu kütlenin değeri elektron
kütlesi(0,5Mev) ile nükleon kütlesi(940Mev)değerleri arasında
olduğundan yukuwa'nın öngördüğü bu parçacıklara orta kütlelianlamına gelen mezon adı
verildi. Daha sonra bulunan orta kütleli parçacıklar arasında
yukuwanın tarifine uyan
parçacığa π mezon yada pion adı verildi.
Müonun bulunuşu
1937de Anderson ve öğrencisi Neddermeyer kozmik
ışınlar arasında kütlesi 100Mev civarında olan bir
parçacık gözlemlediler. Bu değer yukuwanın tahminine çok güzel
uyduğu için dikkatler yukuwa teorisine çekildi. Fakat daha sonra 10
yıl içinde Andeson ve öğrencisi gözlediği
parçacığın yukuwanın öngördüğü mezon
olmadığı anlaşıldı. Bu yeni parçacığa
müon veya µ parçacığı adı verildi: (+µ) ve (-µ) gibi artı ve eksi yüklü iki
müon olduğu görüldü.
Pion ve müonlar arasındaki en önemli fark şudur ; kuvetli
etkileşimin aracı parçacığı olan pi mezonu
çekirdeklerle kuvetli etkileşimler yapar. Oysa anderson ve neddermeyer in
müonu çekirdekle çok zayıf etkileşir. Örneğin, negatif müonların
çekirdek etrafında atomik yörüngelerde tutulduğu
gözlenmiştir.eğer müon yukuvanın öngördüğü parçacık
olsaydı kısa sürede çekirdek tarafından soğurulur ve
çekirdeği parçalayacak kadar enerji açığa çıkardı.
Oysa müon atomik yörüngede uzunsüre kalıp sonra
kendiliğindenbozunduğu gözlenmiştir.
Bu ve diğer birçok nedenlerle müonn yukuwanın öngördüğü
kuvetli etkileşimenin aracı parçacığı
olmadığı kanıtlanmınıştır.
Müonların kuvetli çekirdek etkileşmesiyle hiçbir alakası yoktur.
-µ ve +µ birbirinin antiparçacığı olup, her bakımdan
elektron ve pozitron çifti gibi davranır. Müonların da spini ½ ve
magnetik momentleri Dirac teorisinin öngördüğü değerdedir.
Pionun bulunuşu
Yukuvanın öngördüğü parçacığın müon
olmadığını gören fizikçiler 1947lerde tekrar kozmik
ışınlarda orta kütleli
bir parçacık aramaya koyuldular. Çarpışan iki nükleonun
enerjisi yeterliyse, pion üretilebilir:
N+NŞN+N+π
Veya daha büyük enerjilerde çok sayıda pion üretilebilir;
N+NŞN+N+
π+ π+ π........+ π
Buna göre, atmosferin üst tabakalarında yüksek enerjili kozmik
ışınların atmosferdeki çekirdeklerle
çarpışması sonucu çok sayıda pion üretilmesi beklenir. Öte
yandan pionlar çekirdekle kuvetli etkileşip soğuruldukları için,
kilometrelerce atmosfer tabakasını geçip yeryüzüne gelme
olasılıkları çok küçük olur. Bu durumda deniz seviyesindeki
labratuvarlarda pion gözlenme olasılığı zayıf olur.
Bunun üzerine ingiliz fizikçi Powell yönetimindeki bir grup
araştırmacı prene ve and dağlarının zirvelerinde
deneyler gerçekleştirdiler. Dağın tepesinde bir hafta bekletilen
yüzlerce foğraf filmi incelendiğinde gerçektende orta kütleli iki
parçacık bulunduğu görüldü;biri 105 Mev kütleli müon diğeri ise
uzun zamandır beklenen 140Mev kütleli piondur.
İlk gözlenen pionlar yükü + π ve π oldular. Powell ve
arkadaşları şu reaksyonlada pionların bozunarak müonlara
dönüştüğünü gözlediler:
(+π)Ş(+µ)+ ν
(-π )Ş(-µ) + anti nötrino
Bu iki reaksyon pionlarınbaşlıca bozunma mekanizması
olup, kozmik ışınlarda çok sayıda müon gözlenmesini
açıklar. +π ve π nin
ortalama ömürleri 10-8 saniyedir.
Powell ve arkadaşlarının deneylerinde müonlarında
elektron ,nötrino ve anti nötrinoya dönüşltükleride gözlendi:
ħµŞħe+ν+antinötrino
pionların çekirdekle kuvetli etkileştiği kısa sürede
anlaşıldı. Örneğin çekirdek etrafında bir atomik
yörüngede yakalanan negatif pion parçacığı kısa sürede
çekirdek tarafından soğurulur ve açığa çıkan enerji
çekirdeği parçalara ayırır.
Kozmik ışınlarda gözlendiğinden kısa süre sonra
pionlar berkeleydeki 6Gevlik hızlandırıcıda yapay olarak
üretilmeye başlandı.
Yukuwa teorisine göre yüklü ħπ
un yanısıra nötr bir
π parçacığıda olması gerekir.
Yüklü pionların kütleleri bir birine eşit olduğu halde nötr
pionun kütlesi biraz daha hafiftir:
M(ħπ)=139,6Mev M(π)=135Mev
Fakat yüksüz pionun ħπ
den en önemli farkı bozunmasında görülür. ħπ
parçacıkları 10-8 saniye içinde bozunurken,
nötr π daha çok iki fotona
dönüşür:
πŞγ+γ
ve ortalama ömrü daha kısa olur ; yaklaşık 8,3×10-17
saniye
yüklü ve yüksüz pionların ömürleri arasındaki büyük farkın
nedeni şudur nötr pionun bozunması elektroöagnetig kuvetin
eseridir;oysa yüklü pionların bozunması daha küçük olan
zayıf etkileşme yoluyla
olur.zayıf etkileşmeye birazdan değineceğiz.
DÖRT TEMEL KUVET
Müon ve pionun bulunmasından sonra bunları diğer
parçacıklar izledi. Sayısı çoğalan bu
parçacıkların doğadaki temel etkileşme türlerine göre
gruplandırılabileceği kısa sürede anlaşıldı.
Bu kısımda temel etkileşimleri ele alacağız.
1930ların ortalarında
bilinen elektromagnetik ve gravitasyon kuvetlerinin yanısıra iki
kuvetin daha olması gerektiği anlaşıldı. Birincisi
çekirdekteki nükleonları bir arada tutankuvetli etkileşme
olmalıydı. İkincisi β bozunması kuvetli, elektromagnetik
veya gravitasyon etkileşmelerinin hiç biriyle açıklanamıyordu.
Bu durumda β bozunmasını mümkün kılan dördüncü bir
etkileşme türü olmalıydı. Bu bozunmaların çok yavaş
olması nedeniyle bu küvet türüne zayıf
etkileşme adı verildi.Dört etkileşmenin erimleri ve
şiddetleri oldukça farklıdır. Gravitasyon ve elektromagnetizma
etkileşimleri 1/r2 yasasına uydukları için uzun
erimlidirler; ilke olarak bu iki etkileşme sonsuz erimli
sayılırlar. Buna karşın kuvetli çekirdek
etkileşmesinin erimi 10--15 ve zayıf etkileşmenin erimi bundanda küçük 10-18m
olur.
Buna göre; makroskopik ölçüde kuvetli ve zayıf etkileşim yok
sayılabilirler.
İki parçacık birbirine çok
yakın olsa bile bu dört kuvetin birlikte etki edeceği kesin
değildir. Örneğin, iki elektronu nekadar yakına getirsek de
aralarında kuvetli etkileşme olmaz. Fakat dört kuvet birlikte etki
ediyorsa kuvetli etkileşme en büyük
olanıdır. Onu sırasıyla elektromagnetik etkileşme,
zayıf etkileşim ve son olarak gravitasyon izler. Özellikle
gravitasyon,temel parçacıklar üzerindeki etkisi bakımında
tümüyle yok sayılabilir.
Elektron müon ve nötrino gibi
bazı parçacıkların kuvetli etkileşimden etkilenmediklerini
görmüştük. Bu tür parçacıklara(yunancada hafif anlamınagelen)
Lepton adı verilir ileride
görüceğimiz üzre altıtane bi,linen lepton vardır ve tümününde
gerçekten temel parçacık olduğuna inanılmaktadır.
Leptonların daha temel parçacıklarının bileşimi
olduğuna dair hiç bir kanıt yoktur.
Kuvetli etkileşmeyi gören
parçacıkların genel adı(yunancada ağır anlamına
gelen ) Hadrondur. Hadronlara
şu ana kadar bildiğimiz
örnekler proton,nötron ve pion olmakla birlikte, yüze yakın hadron
bilinmektedir. Artık hadronların temel parçacık
olmadıkları anlaşılmıştır. Bu
parçacıklar kuark adı verilen altı tane temel parçacığın
ikili veya üçlü bileşimi olurlar. Bu altı kuark altı lepton
gibi, iç yapısı olmayan gerçek temel parçacıklardır.
Lepton ve Hadrona ek olarak etkileşmelere aracı olan
parçacılarda vardır. Bu kuvet ileticilerine ayar parçacıkları denir ve günümüzde tüm
etkileşimlerin bu ayar parçacıklarıyla iletildiğine
inanılmaktadır. Örneğin elektromanyetik etkileşimin ayar
parçacığı fotondur. Kuarklar arasındaki kuvetli
etkileşmenin ayar parçacıklarınada glüon denir. Zayıf etkileşmenin ayar
parçacıklarına W ve Z parçacıkları adı verilir.
İkiyüzden fazla temel
parçacığın
sınıflandırılmasındaki başlıca
gruplar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir;

LEPTONLAR
Lepton grubu kuvetli etkileşimden etkilenmeyen ½ spinli
parçacıları(elektron,müon ve nötrino) içerir. Kütlelerinin çok
farklı oluşu yanı sıra (-e) ve (-µ) birçok bakımdan
benzerlik gösterirler. Herikiside (-e) yüklü olup antiparçacıkları (+e) yüklü olur.
Biri için olan reaksyonun eşdeğeri öbürü içinde vardır. Örneğin
-π pionun en bilinen bozunma türü
(-π)Ş(-µ)+antinötrino
bozunmasıdır. Bu reaksyon yanısıra, -π şöylede bozunur;
(-π)Ş(-e)+antinötrino
bildiğimiz diğer lepton ν (nötrino) ve onun anti
parçacığıdır. 1962 senesinde nötrinonun da iki farklı türü olduğu
anlaşıldı: µye eşlik eden νµ (µ-nötrino) ve eye
eşlik eden νe (e-nötrino)
adı verildi.buna göre üstteki reaksyonların daha doğru
yazımı şöyledir;
(-π)Ş(-µ)+antiνµ (a)
(-π)Ş(-e)+antiνe (b)
Bu iki nötrinonun farklı oldukları şöyle
kanıtlandı; a reaksyonundaki nötrino daha sonra müonlarla tepkimeye
girebiliyor fakat elektronla giremiyor fakat elektronlarla aynı
reaksyonları ;b reaksyonundaki nötrino başlatabiliyorlardı.
1975 yılında iki lepton
daha bulundu; yüklü (+τ) tau parçacığı ve ona eşlik
eden
ντ
(τ-nötrino)
.-τ ve onun anti parçacığı +τ elektron pozitron
çarpışmalarında
(+e)+(-e)Ş(-τ)+(+τ)
reaksyonuyla ortaya çıkıyor ve daha sonra çeşitli
τ-nçtrinoları içeren reaksyonlara giriyorlardı. Müon gibi tau
parçacığı da iri bir elektron gibi düşünülebilir, ancak bu
kez kütle farkı çok daha büyüktür;
mτ=178 Mev ≈3000me
diğer leptonlar gibi tau ve onun nötrinosuda ½ spinlidirler.

yukarıdaki tablodaki altı parçacıktan yalnız elektron
normal maddenin yapısında yer alır. Neden böyle olduğu bir
bakıma anlaşılabilir; elektron en hafif yüklü
parçacıktır:bozunarak dönüşebileceği daha hafif bir
parçacık yoktur. Bu nedenle kararlı olmak zorundadır. Buna
karşılık µ ve τ
oldukça kararsız parçacıklar olup normal maddenin bir parçası
olamazlar. Fakat, µ ve τnun neden var olduklarını ve kütlelerinin
neden elektrona kıyasla çok büyük olduğunu açıklayan bir teori
yoktur. Bu üç parçacığın daha kararlı bir temel
parçacığın kuantum durumları olduğu
düşünülebilir; taban durumu elektron ve uyarılmış
durumlarda µ ve τ olurdu. Fakat, bu
varsayımı destekleyen deneysel hiçbir kanıt yoktur.10-18
m ölçeğine kadar e, µ ve τnun iç yapısı olmayan temel
parçacıklar olduğu kanıtlanmıştır. Benzer
şekilde nötrinoların da iç
yapısı olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur ve lepton
ailesinde bu kütlesis parçacıkların neden var olduğu hala
anlaşılabilmiş değildir.
DİĞER HADRONLARIN
BULUNUŞU
Hadron parçacık ailesi kuvetli etkileşimlere katılan
parçacıklardan oluşur;bunlar arasında bildiğimiz proton
nötron ve pion da vardır. 1950lerde yapılan
hızlandırıcılarda Gev enerji mertebesine
ulaşıldığında yeni birçok hadronun peşpeşe
Gözlendiği bir devir başladı. Bu parçacıkların
nasıl bulunduğunu ve özelliklerini gözden geçirelim:
UZUN ÖMÜRLÜ YENİ HADRONLAR
Yeni bulunan hadronlardan birkısmını ortalama ömürleri 10-8
ile 10-10 saniye arasındadır; bu süre parçacık
fiziği için uzun bir süredir. Özellikle ışık
hızına yakın giden parçacıklar bu sürede birkaç cm yol
katedebilir. Bu parçacıklar yüklü is bir detektörde bıraktıkları izlerle
gözlenebilirler. Buna bir örnek aşağıdaki kabarcık
odası resmidir. Kabarcık odası içine kaynama noktasına
yakın sıcaklıkta sıvı hidrojen bulunan bir
odadır. Yüklü bir parçacık sıvı içinden geçerken
parçacığın yolu üzerinde küçük kabarcıklar oluşur.
Kabarcık odasındaki hedef çekirdek yoğunluğu bulut odasındakinden
1000kat fazla olduğundan çarpışma olasılıklarıda
aynı oranda artar ve kısa sürede daha çok olay gözlenebilir. Resmin
alt tarafından giren negatif pionların izleri görülmektedir. Bu pionlar
durgun bir proton(hidrojen çekirdeği) ile çarpışınca iki
yüklü hadron yaratır. K+ ve Σ- denilen bu
parçacıklar
π - + p Ş Σ- + K+
reaksyonuyla oluşurlar. Bu yeni parçacıkların izleri ve daha
sonraki bozunmaları resimde görülmektedir.
K+ ޵+ + νµ ve Σ- Ş π-
+ n
Bir dış magnetik alan uygulandığından bu yüklü
parçacıkların yörüngeleri eğri olur; eğrilik
yarıçapı hesaplanarak momentum bulunabilir. Bazı uygun
koşullarda parçacığın enerjisi ve dolayısıyla
hızı hesaplanabilir. Parçacığın hızı ve
aldığı yoldan giderek ömrü hesaplanır.

REZONANSLAR
Yeni parçacıkların bir bölümü o kadar hızlı bozunur ki
kabarcık odasında iz bırakmadan yok olurlar. Rezonans denen bu parçacıkların nasıl
tanındığıma bir örnek olarak ∆+
parçacığını ele alalım. Bu parçacık şöyle
bir reaksyonda ortaya çıkar;
e + p Ş e + ∆+
9 γ + p
∆+nın bozunma şekillerinden biri aynı
denklemde gösterilmiştir. ∆+ nın ömrü o kadar
kısadırki 10-15m yol alabilir ve hiçbir detekdör de izi
gözlenemez. Bu durumda
yukarıdaki reaksyon üzerinde şöyle gibi görünür
e + p Ş e
+γ+p
fakat yine de iki reaksyon ayırt edilebilir ve ∆+
parçacığının oluştuğu kanıtlanabilir.
ACAİP PARÇACIKLAR
1950lerde bulunan yeni
hadronların en şaşırtıcı özelliği ortalama
ömürlerinin bir birinden çok farklı oluşuydu. Kuvetli etkileşim
bilinen şiddeti göz önüne alınarak yapılan hesaplara göre
kararsız hadronların ortalama ömürleri 10-23s mertebesinde
olmalıydı. Oysa Σ ve Λ parçacıklarının
ortalama ömürleri 10-10 s, yani 13 mertebe daha yüksek olabiliyordu.
Bu anlaşılmaz uzun ömürlerinden dolayı bunlara acayip parçacıklar adı
verildi. Acaip parçacıkların varlığını
açıklamak için verilen çaba sonucu hadronların kuark modelinin
doğduğu söylenebirilir.
MULTİPLET PARÇACIKLAR
Yeni hadronların diğer çarpıcı özelliği, kütleleri
eşit ve farklı yüklerde aileler yani multiplet
oluşturmalıdırlar. Örneğin ∆+
parçacığı dört kişilik bir ailenim üyesidir:
∆++, ∆+, ∆0, ∆-
parçacıklarının kütleleri yaklaşık 1232 Mev/c2,fakat
yükleri +2e, +e, 0, -e olur. Daha
yakından bildiğimiz bir örnek nötron ve protonun
oluşturduğu dublet, veya π+ , π0,
π pionlarının oluşturduğu triplet
ailesidir. Yüklerinin farklı oluşu dışında, multiplet
parçacıkların diğer tümn özellikleri aynı olmaktadır;
özlkle kuvetli etkileşimde aynı davranışları gösterirler.
Multipletlerin varlığı hadronların kuark modelinin
gelişmesine diğer itici güç olmuştur.
BARYON SAYISI
İleride görüceğimiz üzere yeni hadronların birçoğu
nötron ve protonun uyarılmış durumları olmaktadır.
örneğin ∆+parçacığı protonun
uyarılmış bir durumudur. Bu düşünce daha önce
gördüğümüz şu reaksyondan kaynaklanır.
e + p Ş e + ∆+
9 γ + p
Bura daki ilk satır protonun
daha yüksek enerjili bir duruma ∆+
uyarılması gibi görülebilir. Daha sonra uyarılmış
durumdan bir foton salınarak parçacık taban duruma geçer. Bu
bakış açısında reaksyonu, atomik fizikteki franck-hertz
deneyine benzer;
e + Hg Ş e + Hg*
9 γ + Hg
Burada elektronun çarptığı civa atomu önce
uyarılmış duruma geçer ve sonra bir foton yayınlayarak
taban duruma iner. Her iki örnektede uyarılmış durumun enerjisi
salınan fotonu gözleyerek veya gelen elektronun enerji kaybından
bulunur.
Çekirdek reaksyonlarında
nükleon sayısının korunduğunu biliyoruz.
e + p Ş e + ∆+ gibi reaksyonlar göz önüne
alındığında, bu yasanın genişletilerek
çekirdeğin uyarılmış durumlarınıda kapsaması
gerekir. Nükleon terimi paroton ve nötron için kullanılırken bu iki
parçacığın ve tüm uyarılmış
durumlarının genel adı Baryon
olur.
(daha sonra görüleceği üzre baryonların enkısa
tanımı üç kuarktan oluşan bileşiklerdir) toplam baryon
sayısının değiştiği bir olay bu güne kadar
gözlenmiş değildir. Nötron ve proton dışındaki
baryonlar kararsızdır bu yüzden maddenin yapısında
yalnız bu ikisi bulunur.
HADRONLARIN KUARK MODELİ
Yeni hadronların çoğunun proton ve nötronun
uyarılmış durumları olduğunu söylemiştik. Buna
göre nötron ve protonunda daha temel parçacıklardan oluşmuş
birer sistem olmaları gerekir. 1960larda amerikalı fizikçiler
GELL-MAN ve ZWEİG birbirlerinden bağımsız olarak kuark
modelini ortaya attılar.Bu modele göre
Tüm hadronlar kuark adında üç temel parçacığın ikili
veya üçlü bileşimi olarak açıklanabilir.
Gell-man ve zweig ın önerdiği üç kuark yukarı kuark (u),
aşağı kuark (d) ve acaip kuark (s) adlarıyla bilinirler.
Herbirinin kütlesi yaklaşık 500Mev/c2 sipinler ½olup
Herbirine karşılık gelen üç anti kuark vardır. Bu üç
kuarkın varsayılan özelikleri aşağıda
sıralanmıştır. Bu tabloda en çarpıcı olan kuark
yükleridir. Kuarklar kesirli yük taşır gell-man ve zweig in önerisine
göre d ve s kuarklarının yükü ⅓e , u kuarkınki ⅔e
dir. Bu cesur bir öneriydi ancak doğruluğu çeşitli yollarla
kanıtlandı.

yukarıdaki tabloya bakarak hadronların kuark modelini anlamak
kolaydır. Tüm baryonlar üç kuarkın bağlı durumları
olurlar. Her kuarkın baryon sayısı B=1/3 olduğundan baryonların herbirinde B=1 olur. İki u-kuark ve bir
d-kuarkın düşük enerjili durumu proton bir u-kuark ve iki
d-kuarkın en düşük enerjili durumu nötron olur.
Proton
= (uud) nötron = (udd)
Bu yapının proton ve nötron yüklerini doğru veriğini
görelim;
qp =
(⅔+⅔-⅓) = +e qn
= (⅔-⅓-⅓) = 0
u ve d kuarklarının kütleleri yaklaşık olarak eşit
olduğundan proton ve nötron kütlelerinin yaklaşıkeşit
oluşu açıklanır.ayrıca nötron ve protonun spinleri ½ olduğuna göre, üç kuarktan ikisinin
spinleri anti paralel olması gerekir.
∆+ parçacığı protonu oluşturan
aynı üç kuarkın (uud) uyarılmış durumudur.
∆ ailesinin kuark yapıları şöyledir;
∆++ =(uuu) , ∆+ = (uud) , ∆0 =(udd) , ∆-
= (ddd)
∆ parçacığının spinleri s=3/2 olduğundan, üç kuarkın spinlerinin paralel
olduğu anlaşılır. Λ ve Σ türündeki acaip
baryonlarda üç kyarktan biri acaip s-kuarkı olur. Örneğin Σ+
parçacığı Σ+
= (uus)
Σ+ bu üç kuarkın endüşük enerjili durumudur;
ancak s in kütlesi d den daha büyük olduğundan Σ+ parçacığı
protondan daha ağır olur. Bu
kütle farkı Σ+ nın bozunarak
Bir proton ve bir π0 a dönüşmesine yetecek kadar
büyüktür. Fakat bunu için s in d ye
dönüşmesi gerekirki buda ancak zayıf etkileşimle olabilir. Buna
göre Σ+Ş p + π0
Reaksyonu zayıf etkileşmeyle olduğundan Σ+ nın daha uzun ömrü
açıklanır
π mezonları kuark anti
kuark çiftlarinden oluşur;örneğin
π+ =
(u,anti-d ) π - =
(anti-u , d)
olur; aslında mezon deyimi böyle kuark-antikuark çiftlerinin genel
adıdır.
Tüm kuarkların baryon sayısı ⅓ anti kuarkların
-⅓ olduğundan mezonların baryon sayısı
sıfırdır.
Kuark modeli sadece hadronların hangi kuarklardan oluştuğunu
söylemekle kalmaz.
Hadron multiplet ailelerinin varlığıda bu teoride
öngörülmüştür. Örneğin ∆ dörtlüsü spini 3/2 olan şu
kuarklardan oluşur;
{ (uuu)
, (uud),
(udd), (ddd) } eleman ∆
aşağıdaki
tablolarda multipletleri ve
özelliklerini görebilirsiniz;

KUARK VARLIĞININ KANITI
Hadronlar kuarklardan
oluştuğuna göre bunları bölüp yalnız başlarına
gözlemek düşüncesi doğal olarak akla gelir.kuarklar kesirli yüke
sahip oldukları için birkez ayrıldıktan sonra tanıyabilmek
kolay olurdu. fakat yapılan geniş çapta araştırmalara
Rağmen kesirli yüke sahip hiç bir parçacık gözlenememiştir.
Bunun bir açıklaması bir hadronu bölmek için gerekli olan enerjinin
deneysel olanakların çok üstünde olduğudur. Fakat bu
mantıklı görünmemektedir, çünkü kozmik ışınlar arasında
az da olsa 1022Mev enerjili
parçacıklar bulunmaktadır. Bunlar serbest kuark üretebilecek enerjide
sayılırlar. Diğer açıklamaya göre bir kuark tek
başına serbest durumda gözlemek imkansızdır.günümüzde bu
açıklama daha çok kabul görmektedir.
Kuvvetli etkileşimenin modern teorisine göre bir baryondaki üç kuarkı veya
mezondaki kuark-antikuarkı ayırmak için sonsuz enerji vermek
gerekir.buna kuark tutulması denir.
Serbest kuark gözlenmemiştir fakat hadronların içinde
kuarkların olduğuna dair kanıtlar vardır. Bunlardan ilki
satandforddaki 2-mil lineer hızlandırıcıda elde edildi. Bu
hızlandırıcıda birkaç Gev enerjiye çıkarılan
elektronlar daha sonra nötron ve protonlarla
çarpıştığında, nükleonun yapısını
araştırmakta çok iyi bir araçtır. Bu deneylerden çıkan en
açık sonuç nükleonların noktasal olmadıkları ve yüklerinin 10-15m genişlikte bir alanda
yer almakta olduğudur.
Stanforddaki deney daha sonra yüksek enerjilerde defalarca tekrarlanarak
nükleon yapısı daha duyarlı incelenmiştir. Bu deneylerin
sonuçları inandırıcıdır elektronlar yüklü sürekli
dağılmış bir nükleondan saçılması beklenenden
daha geniş açılarla saçılmıştır.bu
ipuçlarına göre nükleon içinde daha küçük parçacıklar
bulunmalıdır 10-18m kadar. Bu deney sonuçları
kuarkların varlığına kanıt olarak kabul edilmektedir.
YENİ KUARKLAR
Buraya kadar sadece üç kuarktan söz ettik u,d ve s dördüncü bir
kuarkın varlığı k0 mezonu bozunmasıyla
gündeme geldi. Teoriye göre k0
müona dönüşebilmeliydi
Tüm araştımalara rağmen böylebir bozunmaya rastlanmadı
1970 yılında ileri sürülen bir iddaya göre kütlesi s kuarkın
yaklaşık iki ile dört katı büyüklükte bir kuarkın
varlığı kabul edilirse bu bozunmanın neden
olmayacağı açıklanabiliyordu.
Adına sihirli (c) denen bu
dördüncü kuarkın varlığı bir süre
tartışıldı ;ancak 1974de bulunan bir mezon ancak c anti c
çiftiyle açıklanabiliyordu bu yeni mezona Ψ
Parçacığı adı verildi. Ψnin kütlesi 3,1 Gev c
kuarkının kütleside 1,5Gev tayin edildi.
Birkaç yıl sonra adına alt kuark denen ve b ile gösterilen
beşinci kuark benzer bir yolla bulundu. Y mezonu adıverilen mezon
ancak b ve anti b çiftiyle açıklanabiliyordı. b kuarkı
diğer dört kuarka göre çok daha ağır olup mb=5 Gev
dir
Bugün adına üst kuark denen t ile gösterilen altıncı
kuarkın var olduğuna inanılmaktadır. Bunun kütlesi mt>20
Gev kadardır.
Altaki tabloda bilinen temel parçacıklar kuşaklarına göre
dizilmiştir.

kaynaklar;
1)fizik ve mühendislikte modern fizik(john r. Taylor,chiris zafarıtos)
2)maddenin yapıtaşları (gerard't hoft)
3)ilk üç dakika (steven weinberg)